HOŞGELDİNİZ

Okulumuzda halen okumakta olan ve okulumuzdan mezun olmuş olan öğrencileri buluşturmak, öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin görüşlerini, önerilerini ve etkinliklerini paylaşmak amacıyla Kastamonu İHL ve Anadolu İHL paylaşım alanı yayına başlamıştır....

*Siteye yazı, mesleki çalışma, hatıra resmi de dahil her türlü konuda katkıda bulunmak için hazırladığınız dosyaları kastamonuihl@mynet.com adresine mesaj olarak gönderebilirsiniz.


29 Mayıs 2008 Perşembe

'Peygamber Sevgisi' Konulu Vaaz



Elhamdu lillahi rabbi'l-alemin
Es-salatü ve's-selamu ala rasulina'l-emin
Rabbişrah li sadri ve yessir li emri vahlul ukdeten min lisani yefkahu kavli...

Sözler, O’nu anlatmakla güzelleşiyor.
Şiirler, nağmeler O’nunla kıymetleniyor.
O hayatımıza girdikçe, ömrümüz değerleniyor.
Çünkü O’na (aleyhisselatu vesselam)’a rabbimiz değer veriyor ve Âli İmran suresi’nin 31. ayet-i kerimesinde Allah-u tealâ şöyle buyuruyor:
“De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok merhamet eden, çok bağışlayandır.”

Değerli mü’minler!
Bu ayet-i kerimeden anlaşıldığına göre rabbimizin sevgisini kazanmak, O’na uymaktan geçiyor. Rabbimizin sevgisini kazanmak, O’nu sevmekten geçiyor. Peygamberimizi sevmek Allah’ı sevmek demektir.
O’na duyulan sevgi karşılıksız kalmaz. Niyetlerimiz nasıl karşılıksız bırakılmıyorsa, O’na duyulan sevgi de seven gönüllere sevginin derecesine göre büyük lütuflar ve feyizler olarak geri dönecektir.

Peygamber efendimiz, bir hadis-i şerifinde “Kişi sevdiği ile beraberdir.”, buyurmuştur. Bu sözün söylenmesine sebep olan hadise şöyle cereyan etmiştir:
“Bir gün peygamber efendimiz bir seferden döndüğünde Hz. Sevban’ı sararmış, solmuş, bitkin bir halde gördü. Ona bu halin sebebini sorduğunda Hz. Sevban göz yaşları içinde şöyle dedi: ‘Ya Rasulallah, sizden ayrı kalmaya dayanamıyorum. Dünya hayatındayken bile sizden az bir zaman uzak kalmaya dayanamazken, ya öbür alemde, sizi göremezsem sizin derecenize ulaşamaz, sizinle görüşemezsem diye çok üzülüyorum.’ Bunun üzerine Allah rasulu şöyle buyurdular: “Üzülme, kişi sevdiğiyle beraberdir.”

“Onu neler sevmedi, kimler sevmedi ki,
Onu her şey sevdi, onu varlık sevdi,
Bulutlar sevdi onu; güneşten koruyarak,
Ağaçlar sevdi onu; toprağı yarıp yerinden çıkarak,
Güvercinler sevdi onu; önünde yuva yaparak,
Hurma kütüğü sevdi onu; ondan ayrılınca inleyip sızlayarak,
Örümcekler sevdi onu; huzurunda ağ örerek,
Dağlar sevdi onu; heyecanından titreyip sallanarak,
Taşlar sevdi onu; avucuna girince Allah Allah diyerek,
Toprak sevdi onu; ayağını vurunca bağrından su fışkırtarak,
Ay sevdi onu; bir işaretiyle iki parçaya ayrılarak,
Güneş sevdi onu; batmasını geciktirerek,
Melekler sevdi onu; savaşlarda yardım ederek,
İnsanlar sevdi onu; can atarak, canlarını ortaya koyarak, sözlerine kulak vererek, onun izinden giderek, sünnetine ittiba ederek.”[1]

Ama O’nu asıl Rabbi seviyordu. O’na Habibim dedi, en çok O’nu sevdiğini ifade ederek.

Aziz mü’minler!
Peygamberimizi sevmek; imandır, ibadettir, cennettir, huzurdur, umuttur,mutluluktur.

Peki, Gönüllerin Efendisini sevmenin alametleri nelerdir? Acaba biz bu alametlerin kaçını üzerimizde taşıyoruz? Bu alametlerden kısaca bahsedelim:

1.Rasulullah’ı herkese ve her şeye tercih etmek:
-Bir mü’min için Allah Rasul’u kendi canından daha çok sevilmelidir. Kalbi alakada en büyük pay peygamber efendimiz olmalıdır.

2. Rasulullah’ı çok anmak:
Seven sevdiğini daima anar, hatırlar yâd eder. Bir insanın hayatının her faslında kainatın efendisinden izler bulması O’nun adını vird-i zeban etmesi ona duyduğu iştiyakın alametidir.

3. İmam Celalettin Suyuti’nin bildirdiği bir alamet:O’na ulaşmayı, ona kavuşmayı çok arzulamaktır. Merhum Mehmet Akif’in şöyle konuşturduğu Sudanlı gibi:
“Nasıl ki gün çıkınca bağrı yanar sahranın
Benim de ruhumu yaktıkça yaktı hicranın” [2]
Artık böyle bir mü’min için ölüm korkulan bir şey olmaktan çıkar, bir vuslat gecesine dönüşür.
“Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta.
Ruhuma sisli, dumanlı bir kasvet yaymakta.
Göster çehreni ki güneş gruba kaymakta.
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta.”[3]

4. O’nu hûşû, hûdû içinde içi sızlayarak anmak:
İshak Et -Tucyibi diyor ki: “Rasulullah’ın ahirete intikal etmesinden sonra ashabı onu andıkları zaman huşu ve hudu içerisinde vücutları titreyerek ağlarlardı. Tabiîn’in çoğu da aynı şekildeydi.”
Seyyid-ül müezzinîn Bilâl-i Habeşi (r.a)’ın bir hadisesi misal olarak ne yakıcıdır: “Resul-i Ekrem’in vefatıyla sanki dünya Hz. Bilâl’in başına yıkılmıştı. Artık Medine O’na dar geliyordu. Bu dayanılmaz ızdırabı bir nebze olsun dindirmek için ayrıldı Resul’ün köyünden, gitti Şam’a yerleşti. Aylar sonra bir gece rüyasında güneşlere taç giydiren o sultan çıkageldi: ‘Ey Bilâl! Beni ziyarete gelmeyecek misin?’ Bu söz onun yataktan fırlamasına yetmişti.Hemen yola koyuldu. Peygamber şehrine vardığında ilk işi Habib’in kucağına kendisini salmak oldu. Hasan ve Hüseyin efendilerimiz o gün sabah ezanını onun okumasını rica ettiler. Kıramazdı elbet Nebi’nin bu elmas yadigârlarını. Gür sesiyle başladı ezan okumaya “Allahüekber” sadâsı Medine âfâkında çınlayınca, şehrin sakinleri İsrafil sûra üfürmüşcesine yataklarından fırladı. Sanki Rasulullah geri dönmüştü. Herkes gözyaşları içinde mescide koşmaya başladı. Bilâl efendimiz ‘Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah’ı tamamlayamadı, gözyaşları içinde ayaklarının bağı çözüldü ve baygın bir şekilde yere yıkıldı.”[4] Bilâl’in Rasulullah sevgisi ne kadar büyük ve ne kadar güzel değil mi?

Değerli mü’minler!
Günümüzde bizlerin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerin başında peygamber sevgisi gelmektedir.
Ona uyan, onu seven sonsuz saadete erdi. Sahabe efendilerimiz bize onu sevmenin örneğini gösterdi. Ancak o sevgi sadece o dönemde yaşanmış değildir. Sahabe efendilerimiz nasıl o sevgiye muhtaçsa günümüz insanı da peygamber sevgisine muhtaçtır.
Bir kısım kimseler çıktılar. Peygamber efendimizin (Kutlu Nebi’nin) karikatürlerini çizdiler. Gül yüzlü peygamberimize hakaretler ettiler. Yapmamız gereken neydi? Tabiî ki onların yaptığı gibi bir karşılık verecek değildik. Çünkü Allah’ın Rasulü’nden böyle öğrenmedik biz. O ki, üzerine tükrükler atıldığında, kendisine hakaretler edildiğinde hep sabretti.Kendisine bu çirkin muameleleri reva görenlerin hidayeti için dua etti. Bize düşen de sevgili peygamberimiz gibi hareket etmek. Onlara; Muhammedî aşkımızla, Kur’an’a ve Sünnet’e bağlılığımızla ona sahip çıktığımızı gösterelim. Böylece Muhammed’in ümmetine yakışır bir karşılık vermiş oluruz.
Evet değerli mü’minler !
Peki hiç düşündünüz mü? Ona sevgimiz, saygımız ve bunun yanında Kur’an’a bağlılığımızı nasıl olmalı?

Kuran-ı Kerim’e olan saygısını, sevgisini onu en güzel kılıflar içerisine koyup yükseklere asarak göstermeye çalışan bazı günümüz Müslümanları, peygamber efendimize olan sevgilerini de “Benim peygamberim yücedir, benim peygamberim güzeldir.” düşüncesiyle onu ulaşılamaz, en yükseklerde duran bir varlık olarak tasavvur etmekte ısrar ederken onu hayatın dışına attıklarının farkında mıdırlar acaba? Peygambere bağlılık ve sevgi böyle olamaz. Allah Resulü, biz ona yetişebilelim diye, hayatı boyunca adımlarını hep kısa tutmuştur. O koşsaydı ona yetişmemiz mümkün olur muydu? O, “Kolaylaştırınız zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.” diyen kutlu peygamber değil miydi?

Hz. Enes, nasıl oturup nasıl kalkacağını, ne şekilde yatacağını, nasıl yemek yiyeceğini, daha doğrusu ahlaken nasıl güzelleşeceğini ondan öğrenmişse günümüzün Enes’leri, Ayşe’leri Ahmet’leri, Zeynep’leri de ondan öğrenecektir. Bir hadis o dönemde nasıl değerli, nasıl tesirli idiyse günümüzde de aynı değerde ve aynı tesirdedir. Ancak o dönem insanının sevgi anlayışı ve o hadisler karşısındaki tutumu ile günümüz insanının sevgi anlayışı ve tutumu maalesef farklılaşmıştır.
Hâlbuki, peygamber efendimiz her asrın peygamberidir. O doğduğu anda “ümmeti” dediğinde hepimizi de içine katmıştı.
O uykusuz gecelerde, secdelerde, “ümmeti, ümmeti” diye inlediğinde hepimizi de duasının içine almıştı.
Efendimiz, aleyhisselatu ves-selam, bir gün sahabe efendilerimizle sohbet ederken bir ara gözleri ötelere daldı, dudaklarından şu sözler döküldü: “Kardeşlerime selam olsun!…” Sahabe efendilerimiz sordular:
“Ya Rasulallah, o selamınızı kimlere gönderdiniz, kardeşleriniz bizler değil miyiz?” Buyurdular ki: “Sizler benim arkadaşlarımsınız, dostlarımsınız. Sizler beni gördünüz; benimle konuştunuz, sohbetimi dinlediniz.O kardeşlerim ki, onlar henüz gelmediler, imanın darbe aldığı devirde gelecek onlar, onlar beni görmeden sevecekler beni görmeden bana uyacaklar…O kardeşlerime selam olsun…”

Değerli mü’minler!
1400 sene öncesinden gelen bir selam var, hepimiz isteriz ki o selamın, ‘kardeşlerim’ sözünün muhatabı bizler olalım ve hep birlikte bu selamı alarak “Ve Aleykesselam Ya Rasulallah” diyelim, diyebilmek için gayret edelim.
Bir gün Peygamber efendimiz (s.a.v) Mekke sokaklarında dolaşırken, Neccar oğullarının kızlarına “Beni seviyor musunuz?” diye sormuştu da onlar da “Seni çok seviyoruz Ya Rasulallah” dediklerinde “Allah şahit ki ben de sizi çok seviyorum.” demişti. [5] Şüpheniz olmasın, günümüz çocukları, gençleri de aynı sorunun muhatabı olup, sevgilerini ifade ederek ‘Seni çok seviyoruz Ya Rasulallah’ deseler, Allah Resulü’nden de aynı cevabı alacaklardır.
Çünkü Allah Rasulu yalnızca o dönemin değil asrımızın ve kıyamete kadar devam edecek olan asırların da peygamberidir.

Değerli mü’minler!
Konumuzu özetleyecek olursak, şunları söyleyebiliriz.
Seven bağışlanır, peygamber sevgisi Cenab-ı Hakk’ın af ve marifetini kazandıran en önemli vesilelerden biridir.
Peygamber sevgisi bulunan bir kalbi cehennem ateşi yakmaz.
Peygambere olan itaat, peygambere olan sevgi sadece geçmişe ait değildir. Hepimiz Onun sevgisine Onu sevmeye muhtacız.Şu halde yapmamız gereken, Kur’an’a ve Sünnet’e hakkıyla sahip çıkmak ve peygamberimiz (Hz. Muhammed s.a.v)e layık bir ümmet olmak için çabalamaktır.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke Ya Rasulallah,
Es-salâtü ves-selâmü aleyke Ya Habiballah,
Es-salâtü ves-selâmü aleyke Ya Seyyide’l evvelîne vel âhirîn...

*Bu çalışma, Hitabet dersinde vaaz uygulaması olarak sunulmuştur.

[1] Mehmet PAKSU (Peygamberimi Seviyorum)
[2] M.Akif ERSOY (Safahat)
[3] Aklın Gözyaşları (Sızıntı Sayı:210) [4] Gönüllerin Gülü Efendimiz (Kutlu Doğum) [5] Ailem Dergisi (Sayı: 224)

1 yorum:

ZEYNEP dedi ki...

CANIM ÇOK GÜZEL OLMUŞ ALLAH RAZI OLSUN ELİNE YÜREĞİNE SAĞLIK...